İslâm düşünce geleneğinde dil, yalnızca bir ifade vasıtası değil; inanç, düşünce ve kültürel yapının teşekkülünde belirleyici bir ilke olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda Arap dili, ilâhî hitabı taşıyan ve teolojik düşüncenin anlam dünyasını kuran temel unsur haline gelmiştir. Kur’ân’ın i‘câzını rasyonel bir çerçevede temellendirme çabaları, Arapça’nın sistematik bir ilim haline gelmesini sağlamış; böylece dil, vahyin anlam boyutunu çözümlemeye yönelik güçlü bir teorik zemin üzerinde şekillenmi ...